Masallari Erkekler mi Yazar Anne?
'Her şeyin net bir şekilde siyah ve beyaz olarak ayrıldığı, 'iyi'lere ve 'kötü' lere kendimce karar vermiş olduğum bir yaşamım vardı. Bir anda, sanki ilahi bir el değişebilmem için beni yaşadığım ortamdan alıp, bambaşka bir diyara koydu. Evrenin çalışma düzenini kavrayabilmem için beni uçurdu ve doğanın ortasına bıraktı. O kusursuz tasarımın farkına varmak için hiçbir özel çaba göstermedim, sadece doğayı izledim. İster istemez izledim, çünkü garip bir şekilde her şey doğada yaşayabilmem için kolaylaştırılmış bir halde önüme çıkanlıyordu. İşleyiş inanılmazdı.
Meğer parçası olduğum bu düzene karşı verdiğim mücadeleymiş, şimdiye kadar beni yoran yıpratan, hayatın getirdiğiyle birlikte akıp yaşamayı öğrendim burada. Bütününü göremediğimiz büyük resim vardı. Biz, yaşadıklarımızın bu resmin neresine ait olduğunu bilmediğimiz halde, yaşadıklarımızı 'olumlu' ya da 'olumsuz' diye yargılıyorduk. Eskiden 'olumsuz' diye canımı sıkan şeylere, artık başka gözle bakabiliyorum.
İşte büyük değişim yolculuğumu birileriyle paylaşmak istedim. Benim gibi patinaj yapmaktan yorgun düşenler varsa diye...'
Hayallerin gerçeğe dönebileceğine ikna olacaksınız (Arka Kapak)
KİTAPTAN ALINTILAR:
İşte böyle bir zamanda, evimin içinde 24 saat çalışan hava temizleme aletiyle beraber yaşarken, kalkmış gelmiştim buralara. Amacım tatil yapmaktı. Ama......
‘İstanbul’da ne arıyorum?’ sorusunu sormaya başladım kendime ilkin. Sonra, üzerinde çalıştığım projenin bitmek üzere olduğunu ve yeni bir iş arayışının/anlaşmasının eşiğinde olduğumu hatırladım ve nihayetinde ‘neden olmasın?’ dedim kendime. Burada yeni bir yaşama başlamak, yeni ve kolay yaşamak, neden olmasın? Zeliha’ya açtım düşüncemi ve bir de beni bu tatile zorla çıkarmayı başaran Sevim’e. Sevimin gözlerindeki şaşkın bakışı unutamam, ama buraları fethetmiş o muhteşem kadın hemen destek verdi fikrime. Tatil bitip de geri döndüğümde kararımı vermiştim ve hemen işimle ilgili tasfiye işlemlerime başlamak isteğindeydim. Kararımı anlattığım çok yakın dostlarım beni tatil sarhoşluğu içinde zannettiler. Bir kaç gün sonra şehrin temposunun bana bu güzellikleri unutturacağına emindiler. ‘Herkesin aklından geçer bu düşünceler ama sonra durulursun, unutursun’ dediler. Oysa ben, sırtındaki çam ormanlı sarp kaya dağı ve önündeki küçük körfeziyle beni içine almış o beldeye, âşık olmuştum. Aşkın en korkuncunu insana değil de mekâna duyacağımı bilmiyordum oraya gidene kadar.
……
Dostlarımın bu içten uğurlamasına karşılık annemin her zamanki gibi muhalefeti vardı.
Ona ne zaman, benim için düşlemediği bir senaryoyla gitsem, hep kaygıyla karşılar, destek vermezdi. Yine bir serüven peşindeydim ve onun küçük cici kızı son iki yıldır yolunu iyice şaşırmıştı. Annemin en büyük kaygısı başkalarının diyecekleri konusundadır. Kim bilir kafasından yine neler geçiyordu? Kızı güneye gidip yerleşecek, gül gibi işini, mesleğini, oğlunu, annesini, ablasını bırakacaktı. Bohem hayata takılacak ya da köylüleşecek miydi acaba? Herkesin sorularına ne diyecekti, bu gidişi nasıl izah edecekti?
Aslında bütün bu kaygılı görüntünün ardında, beni ne kadar özleyeceği ve her istediği zaman göremeyeceği gerçeği yatıyordu. Bunu biliyor ve anlayışlı olmaya çabalıyordum. Ama diğer taraftan da annemin desteğini o kadar çok istiyordum ki. Hayallerini gerçekleştiren kızlara anneleri destek versin, önlerini açsın, kendilerinin atılamadığı serüvenler için onların yanında, onlar gibi heyecanlansınlar, diye, imkânsız bir düşüm vardı belki de. Yıllar sonra annemle yaptığım bir sohbette onun serüvenci tarafının zaten hiç olmadığını, dolayısıyla bunun için de pişmanlık duymadığını öğrenecektim. O zaman benim ne kadar boş beklentiler peşinde olduğumu anladım. Karşılıklı olarak hayal kırıklılıkları yaşamıştık o yıllarda anlaşılan.
…..
merhaba
çok doğru,çok cesur anı-roman. Eseriniz için teşekkür ederiz
Özcan Yılmaz