4. YENİ YIL, YENİ DURUŞ

30 Aralık 2008

 

Yıllar önce Murathan Mungan’ın Yezidiler ile ilgili anlattıklarını okumuş ve o günden sonra da -giderek zayıflayan hafızama rağmen- okuduklarımı hiç unutmamıştım. Demek ki ne çok etkilenmişim.

Yezidiler için kutsal olan daire şeklinden bahsetmişti yazısında. Yoldan geçerken gördüğü bir Yezidi idi anlattığı. Kendi çevresine, birileri tarafından toprak zemin üzerine çizilen daire şeklinin içinde kalan adamın, dairenin dışına çıkamayışını ve dışarıdan kendisine yapılan her türlü tacize katlandığını yazmıştı. Oysa bir adım atsa daireden çıkacak ve koşarak kendisine kötü davrananların arasından kaçabilecekmiş. Hadi o Yezidi imiş. Daire şekli onun inanışında kutsalmış. İnançları onun o duruma düşürebilmiş. Ya bizler? Çoğu zaman görünmez çemberler içinde kendimizi hapsetmiyor muyuz? Bunu hissettiğimizde hangi “inancımızın” bizi durdurduğuna durup bakabiliyor muyuz? Hangi düşünce kalıbı, hangi gelenek, hangi öğrenilmişlik bizi durdurdu. Bir adım atıp onun yanından geçebilir miyiz? Bunu yapacak gücümüz yok mu? Geçersek ne olur? Başımıza gelebilecek en kötü sonuç ne olur?

 

Yeni bir yılın başı, kendimizi ele aldığımız, geçirdiğimiz yılda yaptıklarımızı ve yapmak isteyip de yapamadıklarımızı değerlendirdiğimiz bir dönem olsun.

Çemberlerimizi tek tek ele alıp, nereden ve ne zaman bizim dünyamıza girdiğine bakalım. Gerekli mi, kalsın mı? Yoksa artık hiçbir işe yaramayan bir inanışın artığı mı? İçinde kalmak hoşuma gidiyor mu? Çünkü bazen farkında olmadan işbirliği halinde olabiliyoruz, yapamadıklarımız için bahanemiz oluyorlar. Daha fazla bu bahanelere ihtiyacımız var mı?

Belki de artık kalmamıştır, koltuk değnekleri olmadan da yürümek, çemberlerin daraltmadığı yüreğimize dolu dolu havayı çekmek nasıl olurdu?

 

Bu yılın başı bunu düşünelim. Bir adım atıp çemberin dışına çıkalım, durduğumuz yeri değiştirelim, yeni bir yerden, yeni duruşumuzla eskiye bakalım. Bakalım nasıl görünüyormuş?